Kör talihin oklarına kargılarına karşı gelmek mi daha mertçe olur yoksa kaygıların ummanına karşı silahlanıp onları yok etmek mi? Yaşamak mı yoksa ölmek mi?
İstanbul Eyüp Karyağdı Mezarlığının arkasında "cellat mezarlığı" adlı kabristan bulunur. Osmanlı döneminde cellatlar öteki mezarlıklara alınmaz sadece bu mezarlığa gömülürlerdi. Cellat mezarlarının mezar taşlarına hiç bir şey yazılmaz boş bırakılırdı.
Ek bilgi olarak "cellat" kelimesi Arapça "kırbaçlayan" anlamına gelir. İlk başlarda sadece kırbaç cezalarını uygulayan cellatlar daha sonra her tür ölüm cezasını uygulamaya başladılar.
Osmanlı döneminde kadılık örgütü bulunan her yerde cellatlar da bulunurdu. Sarayda ise "cellatbaşı" ölüm cezası alanları Topkapı Sarayının orta kapısı önündeki "Siyaset Meydanı" diye bilinen alanda öldürürdü. Bu meydanda hükümlünün gözündeki bağı çözen cellat kollarını sıvar kılıcını omuzunda asılı peştamala sildikten sonra bir süre hünere dayalı gösteriler yapar ve sonunda öldürülecek kişinin başını tek kılıç darbesiyle gövdesinden ayırıdı. Kesik baş kapı önündeki ibret taşının (Seng-i İbret) üstüne konularak sergilenirdi. Cellat da idamdan sonra kanlı kılıcını ve ellerini orta kapının sağ yanında bulunan "Cellat Çeşmesi"nde yıkardı.